Bosna Hersek ve eskimeyen umudu: Edin Dzeko
Yayınlanma Tarihi 6 Haziran 2026 Cts 05:01
Güncelleme Tarihi 4 Haziran 2026 Per 14:28
Güncelleme Tarihi 4 Haziran 2026 Per 12:11
Güncelleme Tarihi 4 Haziran 2026 Per 12:10
Güncelleme Tarihi 2 Haziran 2026 Sal 17:01
Bazı Dünya Kupası hikayeleri vardır, yalnızca puan tablosundan okunmaz.
Çünkü orada yazan galibiyetler, beraberlikler ve penaltılar aslında çok daha
büyük bir şeyin küçük parçalarıdır. Bosna Hersek’in 2026 Dünya Kupası yolculuğu
da tam olarak böyle bir hikaye.
Bir ülkenin yıllar sonra yeniden dünya sahnesine çıkışı, savaşın izlerini
hala duvarlarında taşıyan şehirlerin, gecenin bir yarısı sokaklara dökülüp aynı
şarkıyı söylemesi ve elbette 40 yaşındaki Edin Dzeko’nun son büyük dansı…
Sarajevo’nun Grbavica semtinde, Bosna futbolunun hafızasına kazınmış bir
duvar resmi var. Ivica Osim’in 1992’de Yugoslavya Milli Takımı’ndan ayrılırken
söylediği sözler, o duvarda hala yaşıyor. Çünkü bazı cümleler yalnızca
söylenmez, bir şehrin vicdanına kazınır.

“... ama siz şunu hatırlayın: Ben Saraybosna’da doğdum ve orada neler
olduğunu biliyorsunuz.”
Grbavica, savaşın en ağır yüzlerinden birini görmüş semtlerden biri.
Binaların üzerinde hala mermi izleri, geçmişin susmayan tanıkları gibi duruyor.
Zeljeznicar’ın stadı bir zamanlar ateş içindeydi. Bugün aynı topraklardan çıkan
bir başka çocuk, Edin Dzeko, ülkesini Dünya Kupası’na taşıyan hikayenin
merkezinde duruyor.
Dzeko’nun hikayesi, klasik bir golcü hikayesi değil. O, çocukken sokakta top
oynayamayan bir futbolcu. Çünkü onun çocukluğunda sokak, oyun alanı değil;
saklanılması gereken bir yerdi. Bombaların düştüğü, evlerin yıkıldığı,
insanların birbirinden haber alamadığı günlerin içinden çıktı.
Ailesiyle birlikte çok küçük bir dairede, kalabalık ve korku içinde yaşadı.
Belki birçok futbolcu topa ilk kez bir mahallenin arasında vurur. Dzeko için bu
mümkün değildi. Ama savaş bittiğinde içinde kalan şey, yalnızca acı değildi.
Aynı zamanda kolay kolay yıkılmayan bir dirençti.

Edin Dzeko'nun altyapı günlerinden bir kare...
Bosna Hersek’in elemelerdeki yolu da tıpkı bu hikaye gibi düz bir çizgide
ilerlemedi. İlk güçlü mesaj Romanya deplasmanında geldi. Armin Gigovic’in
golüyle alınan 1-0’lık galibiyet, daha yolun başında bu takımın sadece katılan
değil, isteyen bir takım olduğunu gösterdi.
Ardından Zenica’da Kıbrıs Rum Kesimi karşısında 2-1’lik galibiyet geldi.
Demirovic ve Hajradinovic’in golleriyle Bilino Polje’de yakılan ateş, ilerleyen
aylarda büyüyecek bir inancın ilk kıvılcımıydı.
Sonra sahneye Dzeko çıktı. 7 Haziran’da San Marino karşısında maç
kilitlenmişken, 66. dakikada gelen gol yine onundu. Belki 1-0’lık bir
galibiyet, dışarıdan bakınca büyük görünmez. Ama bazı skorlar, yalnızca skor
değildir. Bosna için o gün alınan üç puan, "bu yol bitmedi" demenin
en sade haliydi.
Eylül ayında San Marino deplasmanında kazanılan 6-0’lık maçta ise Dzeko iki
golle yine başroldeydi. Tahirovic, Bazdar ve Alajbegovic gibi yeni nesil
isimlerin yanında, yılların kaptanı hala aynı yerde duruyordu: en önde.
Bosna’nın kayıpları da oldu. Avusturya’ya Zenica’da 2-1 yenildiler, Kıbrıs
deplasmanında 2-2’ye razı oldular. Ama bu takımın en güçlü tarafı belki de tam
burada ortaya çıktı. Düşerken dağılmadılar. Geriye düşerken sustular ama
vazgeçmediler. 15 Kasım’da Romanya karşısında 17. dakikada yenen gole rağmen
Dzeko’nun 49. dakikada attığı golle oyun döndü. Bajraktarevic ve Tabakovic’in
golleriyle gelen 3-1’lik galibiyet, Bosna’yı son viraja umutla taşıdı.
18 Kasım’da Avusturya deplasmanında alınan 1-1’lik sonuç, onları doğrudan
Dünya Kupası’na götürmedi belki ama play-off kapısını açtı. Ve bazen kader,
doğrudan gidilen yollardan değil; en sancılı geçitlerden yürümeyi sever.
Play-off yarı finalinde rakip Galler’di. Cardiff’te Daniel James’in golüyle
Galler öne geçtiğinde, Bosna için zaman daralıyordu. Ama bu hikayenin en kritik
anlarında sahne ışığı yine aynı adamın üzerine düştü. Dakika 86. Edin Dzeko.
Skor 1-1.

Bosna Hersek takımı, Edin Dzeko'nun golünü kutluyor...
Bosna, maçı uzatmalara ve ardından penaltılara taşıdı. Demirovic, Tabakovic,
Basic, Hadziahmetovic ve Alajbegovic beyaz noktanın başına geçtiğinde, bir
ülkenin kalbi de onlarla birlikte attı. Bosna finale yürüdü.
Finalde rakip İtalya’ydı. Kağıt üzerinde daha büyük, tarihinde daha ağır,
formasında daha alışık bir Dünya Kupası kokusu taşıyan bir rakip. Ama futbol
bazen kağıdı buruşturup sahanın kenarına atar.
Zenica’daki Bilino Polje’de Kean’ın 15. dakikada attığı gol, İtalya’yı öne
geçirdi. Bosna yine geriye düştü. Yine bekledi. Yine sabretti. 79. dakikada
Tabakovic’in golü geldi.
Maç uzadı, skor değişmedi. Penaltılarda ise Bosna neredeyse kusursuzdu.
Tahirovic, Tabakovic, Alajbegovic ve Bajraktarevic attı. İtalya kaçırdı. Son
düdük değil, son penaltı Bosna’nın kaderini yazdı.
Bosna Hersek milli takımı, Dünya Kupası'na katılmayı kutluyor...
O an Zenica yalnızca bir şehir değildi. Balkonlardan meşaleler yakıldı,
çatılardan havai fişekler yükseldi, tribünün arkasındaki eski bloklar bile
sanki bu geceye tanıklık etmek için oradaydı. Sarajevo’da Titova Caddesi sabaha
kadar susmadı. Arabaların kaputlarına bayraklar serildi, kornalar çaldı, Dino
Merlin, Enes Begovic ve Halid Beslic şarkıları sokaklara karıştı. Bosna, 12 yıl
sonra Dünya Kupası’na gidiyordu ama sanki bunu ilk kez yaşıyordu. Belki de bazı
sevinçler tekrarlandıkça eskimez.

Bosna Hersek'in İtalya galibiyetinden sonra Saraybosna caddeleri...
Dzeko ise bu yolculuğun en eski kahramanı olarak gençlerin yanında yürüdü.
Kolunda askı varken bile kutlamaların içindeydi. Çünkü onun liderliği yalnızca
attığı gollerde değil, davranışlarında da vardı. İtalya maçından önce
taraftarlardan İtalyan milli marşını alkışlamalarını istemesi de bunun
göstergesiydi. İtalya’nın savaştan sonra Bosna’ya gelip dostluk maçı yapan ilk
takımlardan biri olduğunu hatırlattı. Maç başlayınca savaş, maç bitince
dostluk… Dzeko’nun futbol anlayışı tam olarak buydu. Sert ama saygılı. Duygulu
ama olgun.
Şimdi Bosna Hersek, 2026 Dünya Kupası’na gidiyor. Amerika Birleşik
Devletleri, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliği yapacağı turnuvada Grup B’de
Kanada, Katar ve İsviçre ile karşılaşacaklar. Üstelik turnuva kadrosunu
açıklayan ilk takım oldular.
Kadroda Nikola Vasilj, Sead Kolasinac, Amar Dedic, Amir Hadziahmetovic,
Benjamin Tahirovic, Kerim Alajbegovic, Esmir Bajraktarevic, Ermedin Demirovic,
Haris Tabakovic ve tabii ki Edin Dzeko var. Eski Fenerbahçeli golcü, 148 milli
maç ve 73 golle yalnızca bir kaptan değil; Bosna futbolunun yaşayan hafızası.
İşte Bosna Hersek'in Dünya Kupası kadrosu...
Bu yaz Dzeko, 40 yaş ve üzerinde Dünya Kupası’nda forma giyen özel oyuncular
arasına da katılmaya hazırlanıyor. Roger Milla, bunu yapan ve gol atan tek saha
oyuncusu olarak tarihte ayrı bir yerde duruyor.
Kaleciler arasında Essam el Hadary, Faryd Mondragon, Pat Jennings, Peter
Shilton, Dino Zoff ve Ali Boumnijel gibi isimler var. Luka Modric ve Cristiano
Ronaldo da bu yaz aynı yaş eşiğinin hikayesine yeni sayfalar ekleyebilir. Ama
Dzeko’nun
hikayesi biraz daha farklı. Çünkü onunki yalnızca yaşa meydan okumak
değil; çocukluğunda elinden alınan sokakları, yıllar sonra Dünya Kupası
sahnesinde geri alma hikayesi.
Belki Bosna bu turnuvada çok ileri gidemeyecek. Belki Kanada, Katar ve
İsviçre karşısında yol kısa sürecek. Ama bazı takımlar Dünya Kupası’na yalnızca
kazanmak için gitmez. Bazıları, varlığını hatırlatmak için gider. Bosna Hersek
de oraya bir futbol takımından fazlasını götürecek: Grbavica’nın duvarlarını,
Zenica’nın balkonlarını, Sarajevo’nun gecesini ve Dzeko’nun yıllara meydan
okuyan sessiz gururunu.
Bazı futbolcular gol atar. Bazıları kaptan olur. Bazıları ise bir ülkenin
hafızasına dönüşür.
Edin Dzeko, Bosna için hepsi oldu.
Yağız Demirtaş / beinsports.com.tr